Zamanın Eskittiği Şeyler Üzerine...

 Zamanın Eskittiği Şeyler Üzerine..

Biriktiriyorum, 

Kitapları, kalemleri, defterleri.

Ne varsa yazmaya okumaya dair, 
Her zaman yeni şeyler mi öğrenmek lazım, bildiğimi de okuyorum bazen. Ne kalıyor bana, ya da sonuçları neye sebep oluyor; yaşamadan kim bilebilir?
Bazen alt üst etmeden bir şeyleri, aradığını bulamazsın.
Yazıyorum, çünkü aradığım şeyler var. 
Yalnız ne alakası mı var? Yazmak bazen alt üst etmektir bazı şeyleri. Biraz da kendini savunma sanatı işte.

Biriktiriyorum,
 
Her masadan değil, sadece önemli masalardan; önemli kişilerle içtiğim şekersiz çayın, bana düşen payını topluyorum, o paket toz şekerlerini.
Her masaldan değil, sadece içinde yaşasaydım dediğim masallardan; önemli ana karakterlerin, bana yakışan özelliklerini topluyorum, o narin, nahif, eşsiz hallerini.
Unutursam diye değil topladıklarım; unutmak yaşamın her tanesini ipe dizip boynuna asan birine göre değil. Her tanesi evet, sadece zayıf olanlar kırılıp düşüyor bazen; olabilir.
 
Biriktiriyorum işte, 

Eskitmesin zaman diye oynamaya kıyamadığım oyuncak ayım, mesela. Öyle bir eskidi ki,
Bana korumak için uzak durduğum şeylerin, kişilerin; başkaları tarafından nasıl da hunharca yaklaşılabildiğini gösterdi. 
Ve hayat bir yerde, kıyamadığın her şeyin üstünden basılıp geçildiğini, sana elini kolunu bağlayıp gösterebiliyor.

Biriktiriyorum,

Anıları, anları ve de zamanı.
Zaman nasıl birikirmiş diyecekler, size anlatayım.
Durmasını istediğiniz anlar, bir gün anı olduklarında; bir düşünün bakalım,
O anıları hatırlarken de, bir anlığına da olsa zaman durmuyor mu?
Durdurduğum zamanların çokluğuyla övünürüm evet çoğu zaman. Çünkü insanın yorgun olduğunda, duvarları izlerken canlandırmak istediği anlar olacak. 

Biriktiriyorum, 

Zamanın eskittiği her şeyi, bir anı kutusunda.
Yaşanmışlıkların hepsi değerli, iyisi yol gösteriyor; kötüsü ders veriyor.
Hayatından çıktığı için birini suçlamak yerine, ondan öğrendiği iyi kötü her şeyi elekten geçirip, kendine kadarını alsaydı insan, hayatından çıkmış birini konuşuyor olmazdı hâlâ. Hoş ben de yapıyorum, bir defasında demiştim.
Kendi yaptığım hatalardan bahsetmesem, hoş karşılanan biri olmazdım. 

Bazen de sırları biriktiriyorum.
 
Hayır hayır, korkmayın. Kişiye değil hayata özgü olan sırları. Bir sürü iç içe geçmiş daireler var hayatta. Neyi, ne kadar çözebilirseniz; o kadar doğru ilerliyorsunuz.  Üst üste yanlış denediğim şifreler yüzünden bazen önemli noktaların girişini kapattım, kendi kendime çabalayıp duruyorum. Bir de sanki, benim de kendime göre sırlarım olmalıymış bazı alanlarda. Çünkü bazı girişler, insanın sadece kendine özgü olmalı. Bazı şeyleri insan sadece kendine saklamalı. Saklanması gerekenlerin büyüklüğünden değil, saklı olmanın güven verdiğinden.

Biriktiriyorum,

Önem verdiğim, sevdiğim, bende kalsın istediğim ne varsa; biriktiriyorum.
Birilerinin değersiz görüp attığı belki, birilerinin basitleştirdiği, birilerinin eleştirdiği. Ne varsa bana göre kayda değer olan, ben biriktiriyorum.
Kime ne benim, hayatta olup olmadığını bile bilmediğim birinin bana aldığı çikolatanın sakladığım ambalajından. Kime ne benim 5 yaşımdan beri sakladığım hırpalanmış oyuncak ayımdan. Benimle beraber aynı yerde bulunup, benim kadar heybesini dolduramamış birinin burun kıvırmasından ya da, bana ne. Ben zamanın eskittiği her ne varsa, biriktiriyorum. Çünkü bende kaldıkları süre boyunca eskimiş olsalar bile hâlâ hayattalar, üstelik bende uyandırdıkları hisler ile birlikte..

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanılan Sanılandan İleri Gelir

Üçüncü Tekil Şahsın Güncesi