Yol

 YOL

 

Yol...

Kimsenin oturup da üzerine bir saniyeliğine düşünmediği o yol,

Uzundur;

Gitmek istediği yerde varsa bekleyeni, sabırsızdır, uzar yol,

Varsa dindirmek istediği bir acısı, varsa o yolun sonundan bir beklentisi,

Kim bilir belki, bu kez yetişirsem dediği, yetişirsem belki her şeyi en baştan, en farklı şekilde yaşayabilirim, diye düşlediği...

Belki kurtarabilirim geçmişimdeki o bozuk yollarda, inadına çukur, inadına kasisli,

Kaybettiğim kaç umudum varsa, kaç trafik kazasında,

Ezip geçenin kimliği belli değil, belki de benimdir, kim bilir?

Kendi umudunu bile isteye öldürmek intihar mıdır, yoksa cinayet mi, ne denir?

Telafisini yapmam gereken ne varsa dediği an, ne varsa yapacağım dediği an,

Ne kadar kısalmasını istese de inadına uzar yol, tükenmek nedir, tükenmez kalemden öğrense keşke, ah keşke...

 

An gelir, kısalır yol.

Hiç beklemediği anda insanın,

Daha çok var, deyip arkasına bütün yaşamının yorgunluğunu, yastık yapıp uzandığı anda, bir anda, biri seslenir,

“Neredeyse geldik!”

Nereye geldik? Yine hangi tür yolculuklara özlem duyacağım bir yerdeyim, oysa henüz yeni indim, umutla bindiğim,  belki korkunç anılarımdan çok uzaklara gidersem, iyileşirim dediğim, o insanı bir otogarda, son bir kez sarılıp bütün iyi kötü anılarına, geçmişteki tüm acı tatlı yaşantısına veda edip adım attığı anda rahat bir nefes aldığı otobüse.

Otobüsten dışarı adımını attığın an anlarsın, asla kaçamazsın geçmişinden, kaderinden,

Seni bekleyen her ne varsa gelecekte, hep geçmişle alakalı, ne sanmıştın?

Bugün yaşadığın her şeyi öylece bırakıp geleceğin çizgisini geçmişten bağımsız çizebileceğini mi?

Ne sanmıştın, kaderin bağlı olduğu çizgi, her zaman öyle kolay çizilir mi?

Çizilebilse ne iyi olurdu değil mi? Ah keşke...

 

An gelir, çıkmaz yol.

İzbe bir sokakta, öyle avare dolaşır insan.

Ona göre ne kısadır yol ne uzun, belirsizdir de zaten,

Yolun sonu var mı, varsa nerede son bulur, ne zaman görür insan ufku?

Ne sabırlıdır insan bu yolda, ne de sabırsız,

Sahi neyi bekliyor ki yolun sonunda, neye karşı olsun telaşı?

Her ne istediyse ulaşmaya çalıştığı, önüne ket vurulmuş, nerede mutlu olsa sonu hep çıkmaz sokak.

Kimle karşılaşsa yüreğine iyi gelen,

Hep dönülmez yolculuklara kesilmiş biletleri.

Ne biriyle yola çıkmak ister artık insan, ne de yeni yollar açmak kendine;

İlerlemek için, yeni şeyler öğrenmek için, belki yürüdüğüne değecek o zorlu yollardan sonra bir nebze mutlu olmak için.

Sahi ya, yürüdüğüne değeceğini de düşünmüyor ya artık.

Evet umudunu kesiyor insan sonunda,

Zifiri karanlıkta, terkedilmiş, nefessiz bir sokakta, birlikte yürüyebileceği, soluk alıp vermelerini duydukça korkusunun hafifleyeceği, gözünün önünü görmediği o siyahlıkta ayağına bir taş takılsa elinden tutabileceği biri olmadan, kimseye güvenmeden, aslında kendine de güven duymadan ancak artık korkmadan, çünkü korkacağı bir şeyinin kalmadığı inancıyla,  bir an bile geri adım atmayı düşünmeden ilerliyor,

İlerliyor mu onu bile bilmeden...

Keşke bu denli umudunu kesmeseydi yollardan,

Yanında olmasından güven duyduğu kimseleri olsaydı insanın, güvensizliğinden, belki de yoldaki engellerden biri de o kişidir korkusundan kimsesiz olması ne kadar acımasızca!

Keşke sadece biri olsaydı, derdine deva olmasa da insanın,

Bu yolu biz yürürüz birlikte diyebilen,

Çıkmaz sokakta bile, bir diğerine yol olan, yüreğiyle yol açan biri olsaydı insanın tam yanı başında, ah keşke...

 

Ve sonra yolun uzamasını istiyor insan,

Evet sonunu göremediği, nerede biter ne zaman biter bilmediği,

Hiçbir düşüncesi olmadan girdiği o yolun uzamasını istiyor,

Çünkü sanıyor ki bu yol onun ömrünü bitirir,

Sanıyor ki, insanlar onu bu yolda gördüklerinde bir amaca doğru gidiyor diyecekler.

Sahi ya, en çok da bitmeyeceğini düşündüğü yollara girerken rahatlıyormuş insan.

Nereye gittiğini bildiklerinde, ya vazgeçirmeye çalışırlarsa onu, ya da yanlış bir yolda yürüdüğünde ancak sonuna geldiği zaman ağızlarını açıp içindeki bütün zehirleri akıtırlarsa korkusundan.

Evet bazen de böyle insanlar vardır yakınınızda, çıktığınız yolun sonunda ya iyi yerlere gelirse diye kıskançlık duygularının arşa çıktığı insanlar, ki o en çok güvendiğiniz  insan sandığınız varlıklar,

Yanlış yolda yürüdüğünüzü bilseler de ses çıkarmazlar, ta ki o yol bitene kadar.

İşte tam da bu yüzden nereye gider bilmediği, hayatına neler getirir ve yine hayatından neler götürür düşünmediği, kimsenin sonunu bilip de önünü kesemeyeceği bir yolda ömrü bitsin istiyor insan.

Ne sonunda iyi şeyler olsun diye düşünüyor artık, ne de yeni bir yıkımla karşılaşmaya hazır.

Öylece uzasın istiyor.

İstiyor ki insan o yol, herkesin sonunu merakla beklediği bir yol olsun.

İstiyor ki kendisi de yolun sonu hakkında bin bir hikaye düşlesin, böyle geçsin o yollar ama yolun sonu ona hiçbir şey getirmeyecek kadar uzun olsun.

Yol uzasın istiyor insan,

Keşke ömrümden uzun olsa diyor yol, başaramayacaksam da bunu göremeyeceğim kadar uzun olsa yol, ah keşke...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanın Eskittiği Şeyler Üzerine...

Yanılan Sanılandan İleri Gelir

Üçüncü Tekil Şahsın Güncesi