Denge
DENGE
Kimine göre denge ayakta dimdik durmaktır. Bir amacınız olmaksızın ayakta dimdik durabiliyorsanız, dengeniz yerinde demektir. Peki ya rüzgar estiğinde sarsılacak kadar zayıfsanız?İnanın bana bunun fiziki anlamdaki zayıflıkla ya da sarsılmayla ilgisi yok.
Dışarıdan bakıldığında dengedeymiş gibi görünen bazıları durumlar aşırı dengesizken, bazıları da bizim gözümüzle dengedeymiş gibi durabilir. Her sabah aynı saatte uyanıp, aynı rutinleri tekrarlayarak günü bitiren birini dengede olarak düşünebilirsiniz, ancak belki de kendinden çaldığı zamanlar terazide daha ağır basıyor olabilir. Hayatını belli başlı kurallar çerçevesinde yaşamayan bir insan da size aşırı dengesiz geliyor olabilir. Kurduğu dengenin hayatı yaşayış tarzının, dışarıdan görülebilecek şekilde olması şart mıydı peki? Bizler hayatımızı belli başlı programlara göre ayarladığımızdan dolayı aslında hayatın içerisinde olup biten ani değişikliklerin dengemizi bozduğunu düşünürüz ve programlara planlara uyabildiğimiz ölçüde de dengeli yaşadığımızı zannederiz. Esasen hayat bir ölçüde, dengesizlikten ibarettir. Hayat akışında yetişmeye çalıştığın yolda arabanın lastiğin patlamasa, kapıdan içeri girerken ayağın burkulabilir. Planların istediğin şekilde gitmediğinde dengen mi bozuluyor yoksa istediğin ölçüde ilerleyemediğinde, toparlanıp yola farklı ama aynı niyet için tekrar çıktığında mı her şey yerli yerine oturuyor? Hayatın tekdüze koyulmuş kurallar çerçevesinde asla ilerleyemediğini gördüğünüz anda aslında anlıyorsunuz ki, hayat dengelenmiş dengesizliklerden ibarettir. Bu sebeple başkalarının nihai dengelerini, dengesizlik olarak adlandırmadan önce, hayat akışında dengesizlik parçalarıyla yeniden denge inşa etmeye çalışın. Çünkü her bir parça bir yapboz gibi tamamlandığında belki parçalarının izleri resmin bütünlüğünde dışarıdan bakıldığında pürüzlü bir görüntü bırakacak geriye, ancak resmin tamamlanması parçanın eksik olmasından iyidir.
Yorumlar
Yorum Gönder