Yanılan Sanılandan İleri Gelir

          YANILAN SANILANDAN İLERİ GELİR

Kendine iyi bak deyip vedalaşırız, vedalaşmak istemediklerimizle. Kendine iyi bak dedim bugün kendime. Onunla da vedalaşmak istemiyorum çünkü, ve her şeyden önce, insan önce kendine iyi bakmalı, her anlamda. Her gün hazırlanırken, evden çıkarken ya da lavaboda aynadan kendimize alıcı gözle bakmaktan bahsetmiyorum yalnızca. Aynaya sadece dış görünüşünü düzeltmek için bakıldığını zannedenler çok büyük yanılgı içerisindesiniz, haberiniz olsun. Ben aynada sadece yüzümü görmüyorum mesela, yüzümde oluşan ve her geçen gün farklılaşan gerçekler var; örneğin alın çizgimin yerleşmesi neyden kaynaklandı artık anlayabiliyorum. Ya da her çizginin hayatıma dair birçok yaşanmışlık taşıdığını. Onlar önemli gerçekten. Çünkü bazen yıllarımı çok boş geçirdiğime dair şüpheler oluşuyor zihnimde, sonra aynaya bakıp hemen toparlanıyorum. Yaşanmışlık bazen de gözle görülebilir, dikkatle bakarsanız elbette. Kendine iyi bakmalı insan. Bunu başkalarına söylerken yalancı niyet içerisinde değilse, kendine neden söylemiyor? İyi bak kendine, yürüdüğün yollardan haz almıyorsan, otobüse bin; haz etmiyorsan yolunu değiştir. Kendine iyi bak, yorgun hissettiğinde devam etmek zorunda olmadığını kendine anlat önce; dinlenmeden ilerleyemezsin. Kendine alıcı gözle bak mesela, hak ettiklerin sana gösterilenden çok daha fazla. Kimsenin seni bir tık aşağısında görmesine bile müsade etme, edemezsin. Kendin için sadece kendinle başladığın bu hayatta, her ne amaçla olursa olsun yanındaki insanların varlığı, düşündüğün şekilde olmayabilir. Bazen insanlar birbirleri için çantadan ibarettir. Varması gereken yere, iyi ya da kötü bazı özelliklerini sizde gizleyerek ulaşmaya çalışır. Çok ayrıntılı düşünmeye gerek yok aslında, en basitinden herkesin bir şeyleri taşımak için yanlarına aldığı çantaları vardır. Çantalarda nelerin gizli olduğunu biz bilebilir miyiz? Ya da başka bir açıdan bakalım, eskiyen çantalar yenileriyle değiştirilir. Bunu bazen biz başkalarına yapıyoruz bazen de maruz kalıyoruz. Unutmadığım sürece hep şu gerçeğimden bahsederim; bazı hataları benim de yaptığımı söylemiyor olsam, eleştirel yaklaşmamın bir anlamı kalmaz. Yalnız şu iyi bilinmelidir, herkes tanımak istediğimiz şekilde değildir ve yine herkes çanta da değildir. Sadece kimin ne konumda olduğuna biz karar vermemeli, kendini göstermesini beklemeliyiz çünkü gerçek şu ki, yanılan sanılandan ileri gelir. Ön yargı dediğimizin olumlu ve erken olanına ne deniyor ben bilmiyorum ancak, kendimize iyi bakmak doğrultusunda ilerliyorsak; o yolda olumlama yaparken de beklemeliyiz. Zannetmek kavramını sadece kendimize saklayıp bu durumu bir süreliğine rafa kaldırmalı, o kişiyle, kişinin gerçekleriyle, hayatın gerçekleriyle sırasıyla ve hakikatle yüzleşmeliyiz. Çünkü şu hayatta, kimseye kendimiz için "önceden böyle değildi, çok değişti" ya da "kendini yanlış tanıtmış" denilmemesi ne kadar önemliyse, başkası adına da erken zandan kaynaklı iyi ya da kötü düşünceleri ifade etmemek o kadar önemli. Kendine iyi bak, iyi bak ki doğru tanıt kendini, insanlar tereddütte kalmasınlar. Kendine dikkatli bak, hayatında neyi ve kimleri isteyeceğine kendin karar verecek kadar özgüvenin, hakkıyla kullanabileceğin egon, ve sağlam karakterinle beslediğin bir mütevaziliğin olsun. Sanma, bekle; gerçekleri görmek bazen seninle değil zamanla alakalıdır. Ve son olarak, her sabah evinden ayrılırken aynaya karşı şunu söyle: "Kendine iyi bak, sevgili kendim".

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanın Eskittiği Şeyler Üzerine...

Üçüncü Tekil Şahsın Güncesi