Uyum Bazen Bir Hastalıktır
UYUM BAZEN BİR HASTALIKTIR
Çoğu hastalık özel bir isimden, bir nesneden doğar, bunların bir örneği de en keskin manipülasyon yöntemi olan gaslighting. Her neyse konumuz bu değil . Bu hikaye de tıpkı Titanik gibi çok güvenilen Concorde adlı uçağın durumunun iyiye gitmemesine rağmen çoğu insanın o uçağa körü körüne yatırım yapmasıyla başlar ve yaptıkları yatırımın boşa gitmiş olmasını yediremeyecekleri için kat kat fazlasını yapmaya devam etmesiyle de ilerler. Sonuç olarak uçağın akibeti bir fiyaskodur. Concorde sendromu da tam olarak buradan gelmektedir. Kişi herhangi bir olaya, olguya, bir meşgaleye, bir kişiye harcadığı emeklerin boşa gittiğini görmesine rağmen bunu kendine yediremediği için, elinden geldiğince düzeltebilmek umuduyda emek vermeye devam eder. Herhangi bir durumdan ötürü takıntılılıktan, fazla bağlılıktan suçladığımız, yargıladığımız çoğu insan, hayatının belki bir çok evresinde bununla mücadele etmektedir.
Bir de şu açıdan bakalım olaya:Concord İngilizce'de uyum demek aynı zamanda, bu hastalığı ilk gördüğümde bununla alakalı olduğunu düşünmüştüm ama aslına bakarsak aynı kapıya çıkmakta. Kişi uyum sağladığı duruma, konuma, ilişkiye emek sarf eder, emeklerinin karşılığını alamadığında büyük ıstırap içerisinde, kendini elbet bir gün karşılığını alacağına dair inandırıp, güdülenmeye başlar. Güdülendikçe hırslanır, hırslandıkça hata yapar, hata yaptıkça üzüntüsünü, harcadığı emekle teselli bularak ortadan kaldırmaya çalışır, üzüntüsü yok olunca emek sarf etmeye devam eder, devam ettikçe bağlanır, bağlandıkça hata yapar. İnsanın en büyük hatası, uyum sağladığı yere kök salma isteğiyle başlar. Atladığı bir şey vardır; uyum sağlanılan olgu, olay, nesne, kişi ya da her neyse,
Karşılandığı zaman dilimi tanınmadığı ve tanımadığı evredir. Zaman içerisinde uyum sağlanılan şeye gösterilen bağlılık ne kadar artarsa, o kadar emek gösterilir. Ne kadar emek verilirse, o kadar beklentiye girilir. Ne kadar beklentiye girilirse, beklenilen ya da istenilen sonuçla karşılanmadığı takdirde o kadar fazlası sarf edilir. En sonunda yine olmadığında, kişide kendini suçlayıcı, aşağılayıcı, kendini yetersiz gördüğü düzeyde bir özbaskı ortaya çıkar. Bu da kişinin, bütün değerli özelliklerini, kayda değer ilerlemesini, gelişmesini sağlayacak olumlu özveriyi ve güdülenmeyi yavaş yavaş kaybetmesine neden olur.
Hayatta anlamadığımız ve bu sebepten hata üstüne hata yaptığımız bir kaç gerçek var ki, bazen misafirlikte sana bütün ikramlıklar sunuluyorsa, bu artık senin gitmen içindir. İyi ki geldin cümlesi bazen bir veda cümlesine eş değerdir. Hakkını helal et cümlesi her zaman yolculuğa çıkarken kullanılmaz, bazen bir duruma son verme ifadesidir. Bütün bunlara dayanarak insan bazen şunu yapmalıdır;
Uyumsuz olmalıdır. Uyum sağlayamadığın yerden, paltonu alıp çıkabilirsin, uyumsuzluğun harcadığın emeği götürür, nötrlenirsin. Emek harcadığın bir işten bazen kolaylıkla vazgeçmelisindir, çünkü herkes ya da her şey; daha fazlasını hak etmeyebilir. Bazen savaşmayı bırakmalısın, bazen yenilgi, görülmeyen ya da başkasının gölgesinde kalan bir kahraman olmandan iyi gelir ruhuna. Bazen bilerek yenilmeli bazen de geri çekilmelisin, en azından öğrenmelisin. Yenilenmelisin, uyum sağladığın yeri yenilemelisin, Ve şunu çok iyi bilmelisin;
Bazen uyum, iki uyumsuzluğun yan yana gelmesidir. Uyum bazen, uymamaktır, uymadığını, farklı olduğunu anlamak, bunun bilinciyle kontrol kaleminin rahatlıkla döndüğü boşluğa oturmaktır. Yorulduğunda pes etmek de bir uyumdur, sevmediğin herhangi bir olguyu bırakmak da. Belki de uyum şudur;
Sana zarar verecek herhangi iyi bir şeyden bile, ya da senin o an iyi gördüğün bir şeyden, hiç düşünmeden uzaklaşmaktır.
Bundandır ki insan ait olmadığını hissettiği bir yere kök salma çabası içerisinde olmak yerine kendi mutluluğunun peşinden koşan bir gezgin olmalıdır. Bir sonucun onu mutsuz edeceğini sezimlediyse eğer, nedenini sorgulamamalıdır. Zorlamamalıdır, açıklama yapmamalıdır, kendisini anlatmamalıdır. Yalnızca kendi mutluluğu için, gerekirse uyumdan uyumsuzluğa koşmalıdır.
Nihayetinde de şunu iyi anlamalıdır:
Uyum her zaman, oraya ait olduğunu göstermez ve esasen gerçek bir uyum, ait olmadığın yerden, kendinden ne kadar çok şey vermiş olsan bile, bir an bile düşünmeden kapıyı çekip çıkmaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder