6 Nisan 2026/ Günlük 1

 Sevgili günlük, değer verdiğim bütün değerlerimi korumak adına yazıyorum; depolama alanın sınırsızdı değil mi? 

Bir anlığına, bir an için bir anıdan vazgeçmenin ne tür bir hayal kırıklığına sebep olacağını görebilseydi insan, geçmişin iplerini sıkıca ellerine dolar, ucunu hiç bırakmazdı. Geçmiş gitmiş işte mi demeliyiz, hayır. Geçmişi tamamen silmek ne kadar mümkün değilse, bir o kadar da imkansız olmalı. Hayır hayır, bahsettiğim geçmişte yaşamak değil, dedim ya basit bir tabirle; ipin ucunu kaçırmamak gerekli. Bu günümün bir ucu geçmişe, diğer bir ucu da geleceğe bağlı. Geçmişin ucunu kaçırırsam hangi davayı güttüğümü nasıl hatırlayacağım? Sadece gelecek önemli değil ki hayatta. Bugünüme nasıl geldim, nasıl unutacağım ve diyelim ki unuttum. Nereden nereye gidiyorum, amacım neydi, yolum nereye çıkacak? Bilmeden nasıl ilerleyeceğim? Ders almak tam olarak budur işte. Sana geçmişini sil, geride bırak diyenlere aldırma; zaten silemezsin de ama görmezden de gelme. En önemlisi de, bugün sessizce yanından geçip gittiğin bir olayın ya da olgunun, geçmişte sana ne gibi öğretileri olduğu için şu an dönüp bakmadığını unutsan, kendi kimliğine ihanet edersin. Geçmişi saklı tut, koru ama sakın üzerinde oynama yapmaya, silmeye, bilinçaltına süpürmeye çalışma. Sonrasında orada oluşacak olan o büyük çöplüğü istesen de silemeyeceksin. 

Bu günlük bu kadar yeter, sevgiler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanın Eskittiği Şeyler Üzerine...

Yanılan Sanılandan İleri Gelir

Üçüncü Tekil Şahsın Güncesi